Pandemik Hareket

Pandemik Hareket

Pandemik Hareket Yeni normalleşme standartlarıyla hayatlarımız da yaptığımız değişiklikler ile evde bol bol zaman geçirir olduk. Kimimiz isteyerek kimimiz ise ekonominin mağduriyetinden nasibimizi alarak dört duvara hapis olduk derken gerçekten hayatlarımızı evlerimize sığdırdık. Mutfak maratonu, çeşitli hobiler, el işleri, puzzle derken iş hayatının yoğunluğundan hasret kaldığımız evlerimizle fazlasıyla özlem giderdik. Dinlendik, dinledik, okuduk, izledik.

Kimimiz çok sıkıldı kimimiz ise halinden hala çok memnun. O dört duvarın arasında biz kendi kendimizi oyalarken nasıl oldu da bu kadar duyarsız olduk. Aslında bu bizim milletimiz de pandemi ile değişmedi, sonuçta biz dolar ile de para kazanmıyoruz ama bu süreçte de vurdum duymazlığımızla çığır aştık. Her gün yüzlerce insan ölüyor ama biz beğendiğimiz ayakkabının uygulamada numarası kalmadığı için isyan edebiliyoruz. Hastanelerin bebek yoğum bakım üniteleri full kapasitedeyken çocuğumuza kalabalık bir doğum günü partisi düzenleyememenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Arkadaşlarımızla buluşmak için can attığımız cafelerin kapanıyor olması sadece bizi üzüyor. Sinemaya, tiyatroya gidemiyor oluşumuz sosyal medya hesaplarımızı zayıflatıyor. Peki bu işin perde arkasında neler oluyor?
Pandeminin başından bu yana 2 milyon 255 bin 974 kişi hayatını kaybetti. Bunların bir kısmını çocuklar, bir kısmını da onların anne babaları oluşturuyor. Tam şuan da birileri yaşam mücadelesi veriyor. Pandemik Hareket Bazı çocuklar kimsesiz kalıyor. Yani en azından bu süreçte halen barların, gece klüplerinin kapalı olması bizleri üzüyorsa evine ekmek götüremeyen hizmet sektörü çalışanları ve zorla ayakta kalmaya çalışan küçük işletme sahipleri için olmalı. Zaten her zaman sıkıntı çekmeye mecbur tiyatrocularımızın ise artık garsonluktan da para kazanması mümkün değil. Konser veremeyip iki senedir boşta olan ama SSK’sı olmayan müzisyenlerimiz isyan bayrağını çekmedi mi hala? Yada çekemiyor mu? Belki de çekti ama göremiyoruz. Evet hayat devam ediyor ve evet her gün yas havasında da yaşayamayız ama en azından bu süreçte dertlerimizin dert olup olmadığına bir bakalım sıkıcaksak canımızı da öyle sıkalım olur mu? Sadece biraz daha sabır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu