Dünyanın En Eski 9 Yapısı

Dünyanın en eski 9 yapısı, dünyadaki en eski yerler, dünyadaki en eski yerleşim yerleri, dünyanın en eski mimarı yapısı, tarihi mimari eserler vb.. tarihi yapıları sizler için araştırdık.

Dünyanın En Eski 9 Yapısı

İlk insanlar, MÖ 3200 yıllarında Mezopotamya’da gerçek olarak değerlendirilebilecek uygarlıklar başlamadan önce binlerce yıl göçebe olarak yaşadılar. İnsanlar yerleşik hayata geçtikçe daha kalıcı yapılar veya binalar inşa etmeye başladılar. Mevcut en eski yapılar uygarlığın başlangıcına kadar uzanır. Bu tarihi binalar sağlam malzemelerle inşa edildi ve uzun kullanım süreleri boyunca çoğu zaman restore edilip yenilendiler. Şu anda, bu binaların tümü önemli arkeolojik sit alanlarıdır ve bazıları popüler turistik yerler olarak halka açıktır.

Bu liste hazırlanırken, yapıların içlerinde insanların yaşadıkları yapılar seçildi. Mezarlıklar bu listenin haricinde tutuldu.

9.Van Kalesi

Yapım Yılı: MÖ 8. – 7. yüzyıllar arasında

Yer: Van İli, Türkiye

Amaç: Kale

Durumu: Çoğunlukla harabe

Türkiye sınırları içinde eski Urartu krallığı tarafından yaptırılan Van Kalesi türünün en etkileyici ve en büyük kalesi olarak kabul edilir. Urartu krallığının, sınırları içinde birkaç kale inşa ettiği bilinmektedir. Kalenin en eski kısmı olan Sardur Kulesi, MÖ 8. yy’da inşa edilmiştir.

Mükemmel bir Urartu mimarisi örneği olmasının yanı sıra, Van Kalesi, krallığın tarihini ayrıntılarıyla anlatan birkaç kayıt içermektedir. Urartu Krallığı’nın yıkılmasının ardından Van Kalesi, Medler, Achaemenitler, Ermeniler, Romalılar, Sassaniler Persler, Bizanslar, Araplar, Selçuklular, Safeviler, Osmanlılar ve Ruslar gibi gruplar tarafından işgal edildi. Van Kalesi’nde bulunan ilginç eserlerden biri de, MÖ 5. yy’dan kalma Birinci Pers İmparatoru Xerxes’in üç boyutlu bir yazıtıdır.

8.Dún Aonghasa

Yapım Yılı: MÖ 1100

Konum: Aran Adaları, İrlanda Cumhuriyeti

Amaç: Hill Kalesi

Durumu: Çoğunlukla sağlam

Dún Aonghasa, dünyadaki en iyi korunmuş kalelerden biridir. Uçurumun yanında bulunan bu kale, Aran Adaları’ndaki tüm tarih öncesi kalelerin en büyüğüdür ve MÖ 1100 civarında inşa edilmiştir. Kazılar, insanların MÖ 1500’den bu yana bölgede yaşadıklarını ve Dún Aonghasa’nın ilk halinin ve buradaki ilk daimi konutların birkaç yüzyıl sonra inşa edildiğini ortaya koydu.

Dún Aonghasa’nın en etkileyici özelliklerinden biri, MÖ 700’de kalenin etrafına eklenen Chevaux de Frise olarak bilinen pürüzlü savunma taşlarıdır. Bugün, Dún Aonghasa, İrlanda’nın en popüler turistik yerlerinden biridir ve İrlanda’nın iyi korunan bir ulusal anıtıdır.

7.Barumini’deki Su Nuraxi

Yapım Yılı: MÖ 1600

Yer: Barumini, Sardunya, İtalya

Amaç: Kesin olarak bilinmiyor, muhtemelen kale ya da  saray

Durumu: Çoğunlukla sağlam

Sardunya’daki tüm nuraghe yapıları arasında Barumini bölgesindeki Su Nuraxi olarak bilinen yapı en iyi korunan ve en etkileyici olanıdır. Su Nuraxi, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer aldığı kadar aynı zamanda önemli bir arkeolojik sit alanı. Yapı, Nuraxi medeniyetinin günümüze kadar ulaşan tek kalıntıları.

Su Nuraxhi sit alanı, büyük bir merkez kuleden ve dört tane köşe kuleden oluşur. Nuraghe çevresinde 50 kulübe, kuyu ve sarnıç bulunan bir köydür. Su Nuraxi’nin en eski kısmı, MÖ 16. yüzyılın başlarına dayanırken, kompleksin geri kalanı daha sonra inşa edildi ve işgalcileri uzak tutmak için güçlendirildi.

6.Nuraghe Santu Antine

Yapım Yılı: MÖ 1600

Yer: Torralba, Sardunya, İtalya

Amaç: Kesin olarak bilinmiyor, muhtemelen kale

Durumu: Çoğunlukla sağlam

Nuraghe Santu Antine, Sardunya’daki en büyük arkeolojik alanlardan biridir. Megalitik yapı Nuraghi Vadisi’nde bulunur ve bölgedeki bu yapıların en eskisidir. Resmi olarak bina Nuraghe Santu Antine olarak bilinir. Ancak yerel halk buraya binanın ne için kullanıldığına ışık tutan “Kralın Evi” olarak da adlandırılan Sa Domu de su Re adını veriyor.

Bugün, Nuraghe Santu Antine’nin en göze çarpan kısmı, MÖ 16. yüzyılda yapılan merkez ana kulesidir. Merkez kulenin etrafına üç küçük kule yerleştirilmiş ve büyük duvarlarla birbirine bağlanmış. Nuraghe çevresinde burasının büyük bir köy olduğunu ortaya koyan birkaç kalıntı daha var.

5.Knossos Sarayı

Yapım Yılı: MÖ 1950

Yer: Kandiye, Girit, Yunanistan

Amaç: Saray

Durumu: Çoğunlukla harabe

Knossos arkeolojik sit alanı, Minoan Girit’in başkentinde bulunan ve kompleksi oluşturan diğer bazı yapıların yanı sıra Knossos Sarayı’nın kalıntılarına ev sahipliği yapar. İlk saray, MÖ 20. yüzyılın başlarında yapıldı ve 1700’ler civarında ikinci bir saray ile değiştirildi. Son araştırmalar, ilk sarayın depremler tarafından tamamen tahrip edilmiş olabileceğini ve Minoans’ın sarayı yüzyıllar boyunca yoğun biçimde yenilediğini göstermektedir.

Maalesef, Knossos genellikle doğal afetler veya diğer uygarlıkların savaş ve işgali gibi diğer felaketler tarafından vuruldu. Saray birkaç kez yeniden inşa edilirken, MÖ 1300 civarında iyice yıkıldı ve nihayet bir yüzyıl sonra terk edildi. Knossos’da, 1900’lerin başında kazı çalışmaları başladığında, İngiliz arkeolog Arhtur Evans, sarayı yoğun bir şekilde restore etti. Bununla birlikte, bazı arkeologlar ayrıntıları kendi hayal gücünü kullanarak yaptığına ve alanı tehlikeye sokan malzemeler kullandığına inandıkları için Evans’ın çalışmalarına tartışmalı olarak bakarlar.

4.Shunet el-Zebib

Yapım Yılı: MÖ 2750

Yer: Abydos, Mısır

Amaç: Mezar Tapınağı

Durumu: Çoğunlukla harabe

Shunet el-Zebib, Mısır’daki en eski yapılardan biri ve dünyadaki en eski kerpiç binalar arasında bulunuyor. Yapı, eski Mısır’ın ikinci hanedanlığı döneminde hüküm süren Kral Khasekhemwy’ye kraliyet anıtı olarak inşa edildi. Shunent el-Zebib, Kral’ın yeraltı mezarı ve Khasekhemwy’nin müdavimlerinin ibadet etmek için toplanabileceği topraktan yapılan iki ana bölümden oluşuyor.

Shunet el-Zebib, MÖ 2750 civarında inşa edildi ve Mısır’ın ünlü piramitlerinin doğrudan öncüsü olduğuna inanılıyor. Khasekhemwy’nin halefi olan Djoser, Shunet el-Zebib’in tasarımından etkilendi ve ilk gerçek piramit olan Saqqara Basamaklı Piramidi (Djoser Piramidi) inşa ettirdi. 2007 civarında, arkeologlar Shunet el-Zebib’in eski ihtişamını geri kazanması çin bir proje başlattılar.

3.Tarxien Tapınakları

Yapım Yılı: MÖ 3600 – 2500

Yer: Tarxien, Malta

Amaç: Tapınak

Durumu: Yeniden inşa edilmiş kalıntılar

Tarxien Tapınakları, MÖ 3600 – 2500 arasında inşa edilmiş dört tapınaktan oluşmaktadır. Eski Ġgantija Tapınakları ile birlikte, Tarxien Tapınakları, Malta UNESCO Dünya Mirası listesindeki Megalitik Tapınakları oluşturur. Bölgenin en doğusunda bulunan en eski tapınağın çoğu gitmiş, ancak diğer üçü büyük ölçüde yeniden inşa edilmiştir.

Tarxien bölgesi 1920’lerde, o sırada Müzeler Direktörü olan Sir Themistocles Zammit tarafından keşfedildi. Kazılar sırasında Güney Tapınağı, Doğu Tapınağı ve Merkez Tapınağı’nın yeniden inşasından Zammit sorumludur. Tarxien Tapınakları, son derece süslü taş blokları, elekleri, evcil hayvan kabartmaları, devasa heykel ve çok sayıda sunak ile ünlüdür. 2012 yılında ziyaretçilerin tapınak kompleksini net bir şekilde görmelerini sağlayan yüksek bir yürüyüş yolu yapıldı.

2.Ggantija Tapınakları

Yapım Yılı: MÖ 3600 – 3200

Yer: Xagra, Gozo, Malta

Amaç: Tapınak

Durumu: Çoğunlukla sağlam

Ġgantija Tapınakları, Malta adasındaki en önemli arkeolojik buluntulardan ve dünya üzerinde bulunan en gizemli arkeolojik alanlardan biridir. Ggantija’nın iki tapınağı MÖ 3600 – 3200 yılları arasında inşa edilmiştir ve hepsi UNESCO Dünya Mirası olan Malta’nın en eski Megalitik Tapınaklarıdır.

Tapınaklar Malta yerlileri tarafından Giant (Dev) kelimesiyle isimlendirildi. Çünkü site genel olarak gizemli devlerin ırkıyla ilişkilendirildi. Arkeologlar tapınakların ne için kullanıldığından tam olarak emin olmasa da, hayvan kurban etme ritüllerine dair kanıtlar var. Tapınaklardaki taş ocakların yanında çok sayıda hayvan kalıntısı bulunmuştur.

1.Howar’ın Taşları

Yapım Yılı: MÖ 3600

Yer: Papa Westray, Orkney, İskoçya

Amaç: Ev

Durumu: Çoğunlukla sağlam

MÖ 3600 yıllarına kadar uzanan Howar’ın Taşları, dünyanın en eski binası ve hala ayakta kalan en eski evidir. Howar’ın Taşları, 1930’larda erozyonun taş duvarların bir kısmını ortaya çıkarmasıyla bulunmuş iki taş evden oluşuyor. Kısa bir süre sonra, alan kazıldı ve arkeologlar, iki yapının, ek duvarlardan bir geçitle birbirine bağlı olduğunu keşfetti.

Arkeologlar, iki binanın büyük bir ana ev olarak kullanıldığını ve küçük yapının atölye veya ahır olarak kullanıldığını düşünüyor. Küçük yapının üç küçük alana ayrıldığına dair kanıtlar var. Sonunda, binalarda yaşayanlar evdeki küçük girişleri kapattılar, ancak ana evi birkaç yıl daha kullanmaya devam ettiler. Ek olarak, arkeologlar sitenin yüzyıllar boyunca burada bulunduğunu ve mevcut yapının daha önceki bir binanın kalıntılarından yeniden inşa edildiğini düşünüyorlar.

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.